Baharatlar Baharatlar
  Bitki Yağları Bitki Yağları
  Şifalı Bitkilerin Tarihçesi Bitkilerin Tarihçesi
  Tıp Terimleri Tıp Terimleri
  Hastalıklar Hastalıklar
  Şifalı Bitkiler Şifalı Bitkiler
    Şifalı Bitkilerin Toplanması Bitkilerin Toplanması
    Şifalı Bitkilerin Kullanımı Bitkilerin Kullanımı
 

Bitkisel Tedavi , Bitkisel Tedavi Yöntemleri , Bitkilerle Tedavi , Bitki Çeşitleri , Baharatlar , Şifalı Bitkiler

HASTALIKLAR

A    B    C    Ç    D    E    F    G    H    Y    K    L    M    N    Ö    P    R    S    T    U    V    Y    Z

Adale Ağrısı Tedavisi
Nane yağı ile masaj yapılır.
Adet Ağrılarını Önleyici Tedavisi
Atkuyruğu (yaz sürgünü) 25 gram, beşparmakotu (kök) 25 gram, kediotu (kök) 25 gram, civanperçemi (bitki) 25 gram, 1-1.5 ç.k. karışım alınır, kaynatılmış 1 ç.f. suda 10-15 dakika demlenir, süzülür, günde 2 kez yemek aralarında içilir birer ç.f. içilir.
Adet Düzenleyici Tedavisi
Beşparmakotu (kök) 25 gram, çobançantası (bitki) 25 gram, civanperçemi (bitki) 25 gram, saplı meşe (ağaç kabuğu) 25 gram, 1 y.k. karışım 1 ç.f. suda 8-10 dakika kaynatılır, süzülür, her gün 1-2 ç.f. içilir.
Adet Kanaması (Az) Tedavisi
Isısı giderek arttırılan ayak banyoları uyarıcıdır ve adet kanamalarını güçlendirir. ayak banyosu yapılabilecek bir kaba, 30-35 derece sıcaklıkta bir miktar su konur ve banyoya başlanır. 5 dakika sonra, banyo suyuna yavaş yavaş daha sıcak su eklenerek, 5-10 dakika içinde su ısısı 40-45 dereceye kadar çıkarılır. banyo sonunda ayaklar kurulanır ve sıcak tutulur. ayak banyosuna, adet döneminden 7-8 gün önce başlanmalı ve kanama başlayana kadar sürdürülmelidir.
Adet Kanaması (Çok) Tedavisi
a) Genelde kramp çözücü etki içeren magnezyum içerikli besinlere ağırlık verilmelidir. bu mineral, sebze ve meyvede bolca bulunur. hatta, adet döneminden birkaç gün öncesinden başlanarak, magnezyum tabletleri de kullanılabilir. b) Gül veya çam kokusu rahatlatıcı olabilir. içine bu bitkilerden birinin esansından birkaç damla karıştırılmış su dolu bir çanak yatak odasında bulundurulmalıdır. c) Kanama süresince, çay, kahve ve sigaraya ara vermek gerekir. çünkü, kafein, tein ve nikotin, damarların daralmasına yol açarak, bedenin rahatlamasını zorlaştırır. d) Kramp eşliğindeki güçlü kanamalara karşı, kramp çözücü civanperçemi, kan durdurucu atkuyruğu veya çobançantası bitkilerinin çayı mutlaka denenmelidir. günde 2-3 bardak çay, adet döneminin 2-3 gün öncesinden başlanarak, yemeklerden önce, tatlandırılmadan içilir.
Adet Söktürücü Tedavisi
çöplemecik kökü kanarya otu kara ardıç yaprağı maydanoz meyvesi pelin otu safran sedefotu
Ağır İşte Çalışanlar ve Sporcular Tedavisi
Süzme bal; ağır spor yapmaları ve ağır işte çalışmaları nedeni kilo kaybedenler, gün boyunca eşit aralıklarla 10-20 ç.k. bal yemelidir. ölçü yapılan spora, işe ve vücut yapısına göre değişmektedir. Voleybol gibi, ara verilerek oynanan oyunlarda oyunculara bal veya ballı su verildiğinde oyuncuların oyuna daha canlı devam ettikleri yapılan birçok deneme sonucu saptanmıştır. Not: bal yenildikten en çok 20 dakika. sonra kana karışır.
Ağız Ağrısı Tedavisi
ayva böğürtlen yaprağı gül çiçeği hatmi yaprağı karadut meyvesi limon suyu
Ağız Boğaz İltihabı Tedavisi
Bir bardak suya bir yemek kaşığı keten tohumu kaynatılır. Ilık gargara yapılır. Arpa çayı içilir.
Ağız Kokusu Tedavisi
a) Bal, zeytinyağı ve propolis eşit oranda karıştırılarak hazırlanır. Yatmadan önce dişetleri iyice masajlanır b) Mersin (yaprağı) 3 gram. 3 gram yaprak 200 ml suda 5 dakika kaynatılır, süzülür. 3-4 kez ağız bu sıvı ile çalkalanır.
Ağız Yaraları Tedavisi
Aft nedir? Aft dilde, yumuşak damakta, dudak ve yanakların iç kısımlarında görülen küçük, yüzeysel ülserlerdir. Oldukça ağrılıdırlar ve 5-10 gün sürerler. Neden? Nedenleri hakkındaki eldeki en iyi kanıtlar stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriş edici maddelere maruz kalma gibi durumlarda lokal bağışıklık cevabında değişiklikler meydana gelmesidir. Aftöz ülser yayılabilir mi? Hayır. Nedeni bakteri ya da bir virüs olmadığı için lokal yayılımı ya da bir başkasına bulaşması söz konusu değildir. Diğer yaralar İki haftadan uzun süren iyileşmeyen ağız yaralarında doktorunuza ya da diş hekiminize başvurmalısınız. Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir. Birer çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hunnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz. Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz. Bol kekik çiğneyin.
Ağız İçi İltihabı Tedavisi
Süzme veya şekerlenmiş bal, günde birçok kere 1 ç.k. bal (veya şekerlenmiş bal) ağızda eritilerek yenir. Not: Koyulaşmış, özellikle şekerlenmiş balın mikrop öldürme, iltihap temizleme gücü yüksektir.
Ağrı Kesici Tedavisi
banotu yaprağı güzelavratotu yaprağı haşhaş başı kenevir otu köpeküzümü nane yaprağı papatya çiçeği tatula yaprağı yaban yasemini
Akciğer Rahatsızlıkları Tedavisi
Solunum, vücudun otomatik olarak yerine getirdiği, yaşamsal önem taşıyan bir işlevdir. Akciğerler, tüm vücuda yaşam için gereken oksijeni taşıyan bir sistemin önemli bir bölümünü oluşturur. Bu organ aynı zamanda karbon dioksidin (enerji oluşturan kimyasal süreçlerin atık yan maddesi) vücuttan atılmasını sağlar. JAMA 'da yayımlanan bir makalede, solunum sisteminde hava akışının engellenmesine yol açan akciğer bozukluklarını ifade etmede kullanılan bir terim olan kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH) tanısı ele alınmaktadır. Solunum güçlüğünüz varsa, doktorunuza başvurarak bir değerlendirme yaptırmanız gerekir. Hastalıklar a) Kronik Obstrük Akciğer Hastalığı * Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), kronik bronşit ve amfizemi içerir; bu iki durum genellikle birlikte görülür. Sigara içme, KOAH'ın en sık rastlanan nedenidir. * Kronik Bronşit, bronşlarda (hava borusunu akciğere bağlayan yollar) iltihap ve nedbe oluşmasıdır; kronik bronşitin belirtileri, kronik öksürük, mukus artışı ve nefes darlığıdır. * Amfizem, alveollerin (akciğerlerin içinde yer alan ve kanla akciğerler arasında oksijeni ve karbon dioksit değişimini sağlayan baloncuklar) ilerleyici hasarıdır; amfizem semptomları öksürük, nefes darlığı ve egzersiz yapma yetisinin sınırlanmasıdır. b) Astım, bronş ve bronşiyollerin (bronşlardan dallanan daha küçük hava yolları) iç yüzeylerini kaplayan tabakanın iltihaplanarak şiştiği kronik bir hastalıktır; bu hava yollarının daralması sonucunda, akciğerden hışıltı seslerinin duyulduğu ve solunum güçlüğünün bulunduğu belirli dönemler (astım nöbetleri) olur. c) Kistik Fibroz, vücuttaki mukus ve ter salgılayan bezlerin kalıtımla geçen hastalığıdır; akciğerlerde mukus birikerek sık olarak enfeksiyonlara ve solunum güçlüğüne yol açar; sonunda akciğerlerde kalıcı hasar oluşur. d) Akciğer Kanseri, anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla nitelenen bir durumdur; en sık rastlanan akciğer kanseri tipi olan bronkojen karsinoma neredeyse daima tütün kullanımı neden olur. e) Pnömoni, akciğer iltihabı için kullanılan genel terimdir; bakteriler ve virüsler dahil birkaç etkenden kaynaklanabilir. f) Tüberküloz, esas olarak akciğerleri tutan belirli bir bakteri tipinin neden olduğu bir iltihaptır; bakteriler, iltihap oluşturdukları alanda dokuyu yok ederek akciğerlerde hasara yol açar. Akciğer Sağlığı * Sigarayı bırakın * Düzenli olarak temiz ve açık havada aerobik egzersiz (sıkı yürüyüş, bisiklet ve yüzme) yapın * Sigara dumanına maruz kalmaktan kaçının * Hava kirliliğine maruz kalmaktan kaçının * Toksik maddelerle çalışırken, burnunuzu ve ağzınızı kaplayan, havayı filtre eden kaliteli bir koruyucu maske takın Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, bal ve hardal eşit miktarda karıştırılır ve sabah akşam birer çorba kaşığı yenir.
Akrep Sokması Tedavisi
Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarımsak lapası bağlanır.
Alerji Tedavisi
Organizmanın vücuda giren yabancı maddelere ve sevmediği proteinlere karşı gösterdiği reaksiyondur. Vücudun kabul etmediği yabancı maddelere "antijen" adı verilir. Vücut, antijenleri etkisiz hale getirmek için bunlarla savaşacak "antikor"ları üretir. Antikorlar yabancı maddeyi öldürür; akyuvarlar da ölü maddeleri ortadan kaldırır. Vücut savaştığı bu antijen maddeyi unutmaz. İkinci bir defa onunla karşılaştığı zaman, öncekine kıyasla çok daha hızlı ve tesirli bir şekilde karşı koyar. Bulaşıcı hastalıklar konusunda buna "vücudun o mikroba karşı bağışıklığı" diyoruz. Yukarıda vücudun sevmediği proteinlere karşı da reaksiyon gösterdiğini söylemiştik. Bazı bünyeler her türlü proteini kabul edebilirken, bir kısım bünyelerin sevmediği proteinler vardır. Her bünyenin sevmediği proteinler başka başkadır. İşte şahıstan şahısa değişen ve bünyenin sevmediği proteine karşı reaksiyon gösteren bu özelliğine "alerji" diyoruz. Vücut, sevmediği proteine karşı aynı yabancı maddelerdeki gibi antikorlar üretir ve o protein maddelerini yok etmeye çalışır. Bebekler, bir yaşına kadar bazı proteinlere karşı reaksiyon gösterirler. Kadınlar, daha çok, ergenlik çağında, ay hali dönemlerinde, hamilelikte ve menopoz dönemlerinde bazı proteinlere karşı alerji duyarlar. Zayıf kişiler, şişmanlara kıyasla, alerjiye daha yatkındırlar. Alerjinin mesleklerle de yakından ilgisi vardır. Fikir işçileri, kimyevi madde üreten tesislerde çalışan kimseler, değirmenciler, eczacılar, laborantlar, hastane işçileri ve ilaç fabrikasında çalışanlar alerji vakaları ile sık karşılaşırlar. Alerjinin sinir sistemi ile de yakın ilgisi vardır. Normal insana kıyasla hassas bir bünyeye sahip olanlarda alerjiye sık rastlanır. Bazı ailelerde aynı tip alerjinin sık görülmesi, bu reaksiyonun kalıtımla da ilgisi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. a) süzme veya petekli bal saman nezlesi genellikle çiçek tozlarına karşı alerji veya dıştan gelen etkiye karşı gösterilen (yüksek duyarlık) dirençtir. Amerikalı hekimler hastalığı balla tedavi etmeyi denemiş, oldukça büyük başarılar sağlamışlardır. Yalnız hastalığın tedavisi için tüm kış boyu hastanın bulunduğu yöreye ilişik veya içinde alerjisi olduğu bitkilerin çiçek tozları bulunan bal yemesi veya içinde çiçek tozu depolanmış petek çiğnemesi gerekmektedir. Balın içinde bulunan, saman nezlesine neden olan çiçek tozlarına karşı hasta bu yol ile bağdaşıklık kazanmış olmaktadır. Tedaviye birkaç yıl devam edilir. b) 100gr. ısırgan otu + 100gr. kırk kilit otu karışımını çay gibi demleyip, günde 3 çay bardağı içmek ve bu tedaviye en az 20 gün devam etmek gerekir. Şahtere otu çay gibi demlenip, sabah akşam 1 su bardağı içilebilir. Birer çorba kaşığı acı yonga ve ravend çini, demlenip sabah akşam birer bardak içilir. Kaşınan bölgeye oğulotunu haşlayıp ezerek koyarsanız kaşıntı geçer. c) Histamin maddesini, ısırgan otu çayının da zararsız hale getirebildiği söylenebilir. Günde 2-3 bardak ısırgan otu çayı, öğün aralarında, tatlandırılmadan içilmelidir. d) Yeterli miktarda C vitamini alınması çok önemlidir. Alerjik belirtilere yol açan başlıca suçlu, organizmanın salgıladığı histamin maddesidir. Ama C vitamini, gereğinden fazla salgılanan bu maddeyi zararsız asitlere dönüştürebilir. C vitamini, maydanoz, dolmalık biber, portakal, kivi, greyfurt, limon ve domatesten alınabilir. e) Şahtere otu çay gibi demlenip, sabah akşam 1 su bardağı içilebilir. f) Birer çorba kaşığı Acı yonga ve Ravend çini, demlenip sabah akşam birer bardak içilir. g) Kaşınan bölgeye Oğulotunu; 1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır.
Alkolden Sonra Mahmurluk Tedavisi
Bal; çok içki içenlerin, içkinin mahmurluğundan kurtulmaları için balla yapılmış birçok reçete vardır. Balın kandaki alkolü çok büyük bir süratle azalttığı ileri sürülmekte ise de, bu tezi doğrulayan herhangi bir araştırma sonucu bulamadım. çok içki içtikleri için kendilerini iyi hissetmeyenlere, baş ağrısından yakınanlara yarım bardak limon veya portakal suyuna eş ölçüde bal karıştırarak içmeleri önerilmektedir. Kandaki alkol süratle azalmasa bile, kendilerini daha iyi hissedeceklerdir.
Altını Islatmak Tedavisi
Çocuğa tavşan eti yedirilir. 50şer gr, pelit, günlük ve bal karıştırılır. Günde 1 yarım kaşığı yedirilir.
Anjin Tedavisi
Tipik bir üşütme hastalığı olup "boğaz iltihabı" adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir. DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilave rahatsızlıklara sebebiyet verebilir. Belirtileri: * Yutmada görülen güçlük halinde başlar. * Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar. * Dil paslı ve şiştir. * Hasta iştahsızdır, ağız kokar. * Bademcikler şişer, hasta ağzını zor acır. * Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner. Ne Yapmalı? * Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz. * Hastayı doktora götürünüz. * Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için bitkisel karışımımızla gargara tatbik ediniz. * Anjin için hazırladığımız bitkisel çay içirilir. * Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir. * Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz. DİKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse "kan zehirlenmesi" yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz. a) (gargara) süzme bal Kaynatılmış 1 s.b. sıcak suya 1-2 ç.k. bal karıştırılır. Eş ölçüde papatya, anason, adaçayı, nane, rezene, kekik ve civanperçeminden yapılmış çay da karıştırılabilir. Günde birçok kere gargara yapılır. b) Ilık adaçayı ile gargara yap veya aç karnına, taze sıkılmış havuç suyu içilir. Arpa çayı içilir. c) Süzme veya şekerlenmiş bal Günde birçok kere 1 ç.k. bal (veya şekerlenmiş bal) ağızda eritilerek yenir. Not: Koyulaşmış, özellikle şekerlenmiş balın mikrop öldürme, iltihap temizleme gücü yüksektir.
Anjina Pektoris Tedavisi
a) Kalp şarabı 1: 1 litre şaraba(beyaz veya kırmızı, ama kaliteli) 10 sap maydanoz ve 2 yemek kaşığı doğal üzüm sirkesi eklenir ve hafif ısıda 10 dakika kadar kaynatılır. Süre sonunda 300 gr çiçek balı eklendikten sonra yine 4-5 dakika kaynatılır, süzülür ve temiz bir şişeye aktarılır. Serin yerde saklanmalıdır. Yemeklerden sonra, 1-2 likör kadehi içilir. b) Alıç-yulaf karışımı çayı, kalp atış ritmini düzenler ve yatıştırır. Alıç bitkisinin çiçek-yaprak karışımı ile, yeşil yulaf bitkisi, ince kıyılmış ve kurutulmuş olarak, eşit oranda karıştırılır. 1-2 tatlı kaşığı dolusu bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak çay, biraz bal ile tatlandırılarak içilir. Her iki bitkinin de kesinlikle hiçbir yan etkisi yoktur ve sürekli olarak bile kullanılabilir. c) Kalp şarabı 2: 1 litre kaliteli beyaz şaraba 40 gr biberiye eklenir ve 4-5 gün, arada bir çalkalanarak bekletilir. Süre sonunda süzülür. Serin yerde saklanmalıdır. yemeklerden sonra, 1-2 likör kadehi içilir. d) Kramplı damarları yatıştırabileceği için, kalp bölgesine uygulanan sıcak-kuru havlular rahatlatıcı olabilir. Soğuk yıkama ile sonuçlandırılan, 10-15 dakika süreli sıcak ayak banyoları da, akut göğüs darlığında yardımcı olur. e) Ürik asit oranının düşürülmesi rahatlatıcı olabilir. tüm kalp hastalıklarında, dinginlik ve gevşeme çok büyük önem taşır. Bu durumda, organlara oksijen ulaşımı kolaylaşır ve ağrılar azalır. Sigara içilmemelidir. Fazla kilolardan kaçınılmalı, daha az et, ama daha çok sebze, meyve ve sarımsak tüketilmelidir. Damarları koruyan E vitaminini azaltabileceği göz önüne alınarak, sentetik müshil ilaçları kullanılmamalıdır. Zorunluluk halinde, müshil olarak yalnızca mekanik etki yapan keten tohumu kullanılabilir.
Arı Sokması Tedavisi
Arpa unu, sirke ile karıştırılıp hamur yapılır. Arının soktuğu yere sarılır.
Arpacık Tedavisi
a) 1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır. b) asma yaprağı ceviz yaprağı meyan kökü mürver çiçeği papatya çiçeği peygamberçiçeği sinirli ot yaprağı c) Islak kompreslerin veya yıkamaların bakterileri yaygınlaştırabileceği düşünülerek, kuru-sıcak kompresler uygulanmalıdır. d) İltihaplı nodul kesinlikle sıkılmamalı ve ovuşturulmamalıdır. Rahatsızlık süresince gözü fazla yormamak, yoğun ışıktan kaçınmak gerekir. İltihap hali 2-3 günden uzun sürecek olursa doktora görünmek gerekebilir. e) Latince adı echinacea angustifolia olan bitkinin özsuyu veya tentürü, özellikle iltihaplı hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmede kullanılmalıdır.
Astım Tedavisi
Astım Nedir? * Astım kronik (süreğen) bir akciğer hastalığıdır. * Astım belirtilerine hava yollarının enflamasyonla şişmesi yol açar. * Astımlı bir insanda hava yollarının dış etkenlere karşı duyarlılığı çok artmıştır. * Enflamasyon hava akımını engelleyerek dönem dönem solunum ıkıntılarına astım nöbetleri veya krizleri adı verilir. * Enflamasyon, nöbetler arasındaki şikayetsiz dönemlerde bile değişik derecelerde ASTIM BELİRTİLERİNİ TANIYINIZ * "Soluk alıp verirken göğsümde ıslık sesleri işitiyorum" * "Göğsümde sıkışma hissi oluyor" * "Durup dururken nefesim sıkışıyor" * "Ard arda öksürüyorum" * "Hareket ederken veya bir hareketten hemen sonra nefesim daralıyor" * "Geceleri devamlı öksürüyorum" * "Bu belirtilerin bir ya da birden fazlası beni gece uykudan uyandırıyor" Astım Tedavisi Astım tedavisinin başarıya ulaşmasında aşağıdaki hususların bilinmesi çok yararlı olur: * Astım eğilimini ortadan kaldıracak mucizevi hiçbir tedavi yöntemi yoktur. Buna rağmen enflamasyon kontrol altında tutulursa astımlının hayatı boyunca şikayetsiz bir yaşam sürebileceği de bir gerçektir. * Astımın kontrolünde ilk adım enflamasyonu başlatan etkenlerden olabildiğince uzak kalmak veya bunlarla karşılaşmamaya çalışmaktır. * İkinci adım enflamasyonu önleyecek ilaçları kesintisiz ve devamlı kullanmaktır. * Antienflamatuar adı verilen ilaçların en önemlisi inhalasyonla alınan kortizon türevleridir. Bu ilaçlar bilimin astımlı insanlara sağladığı en önemli armağandır. Son yıllarda kullanım alanına giren ve antilökotrien adını alan ilaçlar da bazı astım vakalarında en enflamasyon önleyici olarak çok yararlı olmaktadır. Bu ilaçlar koruyucu olarak gerekirse yıllarca kullanılmaktadır. * Astım nöbetleri ,enflamasyonu kontrol edilemeyen kimselerde ortaya çıkar. Astım nöbetlerini ilaçla durdurmak mümkündür. Fakat astım kontrolünde hekimin görevi nöbeti tedavi etmek değil nöbetlerin kaynağı olan astım enflamasyonu önlemektir. Ne Yapmalı? * Nefes vermeyi kolaylaştırmak için solunum borularını genişletici ilaçlar verilirken; aynı zamanda hastalığa sebep olan madde veya olay keşfedilmelidir. Astıma sebep olan etki ortadan kaldırıldığı zaman tedavi kolaylaşmakta ve krizlerin önüne geçilebilmektedir. * Varsa iltihabi durumlar önlenmelidir. * Öksürüğü kesmek için tedbir alınmalı, balgam söktürücü ilaçlar kullanılmalıdır. * Hasta sık sık solunum hareketleri yapmalı, bronşların tabiî yolla açılmasına yardımcı olmalıdır. * Yine astıma yol açan alerjik madde tesbit edilmeli, bünyenin bu maddeye hassasiyeti giderilmelidir. Buda aşılarla yapılır. * Saman nezlesi kuru ortamı sevdiğinden, tedavi sırasında hasta nemli bir ortamda bulundurulmalıdır. a) 1 lt. suya 1 tutam mersin yaprağı veya ısırgan konur ve 10 dk. kaynatılıp demlenir ve süzülür. Günde 8-10 çay bardağı, şekersiz olarak içilir. 1 lt.sıcak suya 5 yemek kaşığı ısırgan otu konur, 5 dk. sonra süzüp günde 8-10 bardak şekersiz içilir. b) Aniden başlayan bir astım nöbetinde, iskemlede elden geldiğince dik oturup, diyaframın(en önemli solunum organlarından) işini kolaylaştırmak için, karnı biraz öne çıkarmak gerekir. Kollar gevşekçe aşağı sarkıtılır. ayrıca, soluk verirken akciğer hava keseciklerinin çökmemesi için, ıslık çalarmış gibi, dudakların sivriltilmesi gerekir. sigara içilmemeli, içilen ortamda bulunulmamalıdır. Göğse uygulanan hardal yakısı yatıştırır ve inatçı balgamları çözer. c) Öksürükotu çayı astıma karşı kullanılabilir. Günde 2-3 bardak çay, biraz bal ile tatlandırılarak veya tatlandırılmadan içilir. ayrıca, öksürükotu-sinirli ot-kekik karışımı çayı da denenmelidir.
Ateş Düşürücü Tedavisi
a) Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Limon sıkılır, tatlandırılır. Yudum yudum içilir. b) centiyane kökü eğir kökü enginar yaprağı iğde çiçeği kokar ağaç kabuğu okaliptus yaprağı papatya çiçeği pelin otu peygamber çiçeği söğüt kabuğu zeytin yaprağı